Erzurum'da Boşanma Davası: Süreç, Haklar ve Dikkat Edilecekler (2026 Rehberi)
Boşanma davasında yetkili mahkeme, anlaşmalı ve çekişmeli süreçler, nafaka, velayet, mal paylaşımı ile koruma kararları hakkında bilgilendirici bir rehber.
Boşanma, hem hukuki hem de duygusal yönü olan bir süreçtir. Türk hukukunda boşanmaya ilişkin temel düzenlemeler Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 161-184 arasında yer alır; yargılamanın nasıl yürütüleceği ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ile belirlenir. Bu rehber, boşanma davasının nasıl işlediğini, hangi mahkemenin yetkili olduğunu, tarafların haklarını ve sürecin başlıca aşamalarını bilgilendirici bir çerçevede açıklamayı amaçlamaktadır. Erzurum özelindeki kurumsal bilgiler ise süreci somutlaştırmak için yer yer örnek olarak verilmiştir.
Boşanma, aynı dosya içinde nafaka, velayet, tazminat ve kişisel ilişki gibi pek çok talebi de beraberinde getiren bütünleşik bir yargılamadır. Bu nedenle sürece girmeden önce hangi konuların gündeme geleceğini, hangi belgelerin gerektiğini ve davanın hangi aşamalardan geçeceğini genel hatlarıyla bilmek, tarafların bilinçli kararlar vermesini kolaylaştırır. Aşağıdaki başlıklar boşanma sürecinin ana hatlarını özetler. Nafaka, velayet, mal paylaşımı ve koruma kararları gibi her biri başlı başına geniş konuların ayrıntıları için ilgili bölümlerden konuya özel yazılara bağlantı verilmiştir.
Boşanma Davasında Yetkili ve Görevli Mahkeme
Bir davanın doğru biçimde açılabilmesi için iki ayrı kavramın bilinmesi gerekir: görevli mahkeme (davaya hangi tür mahkemenin bakacağı) ve yetkili mahkeme (hangi yerdeki mahkemenin bakacağı).
Boşanma davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun uyarınca aile hukukundan doğan dava ve işler aile mahkemelerinde görülür. Aile mahkemesi kurulmayan yerlerde bu görevi, o yerdeki asliye hukuk mahkemeleri aile mahkemesi sıfatıyla yerine getirir. Erzurum gibi aile mahkemesi bulunan il merkezlerinde davalar doğrudan aile mahkemesinde açılır. Erzurum'da aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklar, Erzurum Adliyesi bünyesinde faaliyet gösteren Erzurum 1. , 2. 3. ve 4. Aile Mahkemeleri tarafından görülür.
Yetkili mahkeme ise TMK m. 168 ile düzenlenmiştir. Bu hükme göre boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme:
Eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi; ya da
Davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.
Bu kural, davacıya iki seçenekten birini tercih etme imkânı tanır. Örneğin eşlerin Erzurum'da en az altı ay birlikte oturduğu ya da eşlerden birinin yerleşim yerinin Erzurum olduğu durumlarda Erzurum Aile Mahkemesi yetkili olur. Burada yerleşim yeri kavramı, kişinin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yeri ifade eder ve çoğunlukla adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri ile örtüşür.
Boşanma davalarında yetki kuralının kesin yetki niteliğinde olmadığı kabul edilir. Yani davalı taraf, davaya süresinde ve usulüne uygun biçimde yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelebilir. Bununla birlikte yetki itirazının ilk itirazlar arasında ve cevap süresi içinde ileri sürülmesi gerekir. Davanın baştan doğru yer mahkemesinde açılması, yetkisizlik kararı ve dosyanın başka mahkemeye gönderilmesi nedeniyle yaşanabilecek zaman kaybını önler.
Anlaşmalı mı, Çekişmeli mi?
Boşanma davaları temelde iki şekilde yürür: tarafların her konuda uzlaştığı anlaşmalı boşanma ve uyuşmazlığın yargılamayla çözüldüğü çekişmeli boşanma. Hangi yolun uygun olduğu, tarafların boşanma ve sonuçları üzerinde anlaşıp anlaşamadığına bağlıdır. İki tür arasındaki temel farklar şöyle özetlenebilir:
Dayanak: Anlaşmalı boşanma TMK m. 166/3'e; çekişmeli boşanma TMK m. 161-166 arasındaki genel ve özel sebeplere dayanır.
Evlilik süresi koşulu: Anlaşmalı boşanmada evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekir; çekişmeli boşanmada böyle bir süre koşulu aranmaz.
Tarafların iradesi: Anlaşmalı boşanmada taraflar boşanma ve tüm sonuçlarında uzlaşmıştır; çekişmeli boşanmada boşanma veya sonuçları konusunda uyuşmazlık vardır.
İspat ve delil: Anlaşmalı boşanmada kusur ispatı gerekmez; çekişmeli boşanmada sebebin ispatı ve delil değerlendirmesi esastır.
Tipik süre: Anlaşmalı boşanma genellikle kısadır ve çoğu kez tek duruşmada tamamlanır; çekişmeli boşanma aşamalı ve daha uzun bir süreçtir.
Anlaşmalı boşanma, TMK m. 166/3 hükmüne dayanır. Bu yola başvurabilmek için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin birlikte başvurması veya birinin açtığı davayı diğerinin kabul etmesi ve hâkimin tarafları bizzat dinlemesi gerekir. Hâkimin tarafları bizzat dinlemesinin amacı, boşanma iradesinin özgürce ve baskı altında olmadan açıklandığını doğrulamaktır. Ayrıca eşlerin; boşanmanın mali sonuçları (nafaka, tazminat) ile varsa çocukların durumu (velayet, kişisel ilişki, iştirak nafakası) konusunda hazırladıkları protokolü hâkimin uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve özellikle çocukların menfaatini koruyacak şekilde protokolde değişiklik yapılmasını isteyebilir; taraflar bu değişikliği kabul ederse boşanmaya karar verilir.
Anlaşmalı boşanmanın en önemli avantajı, kusur tartışmasına girilmediği için sürecin hem daha kısa hem de tarafları daha az yıpratan biçimde tamamlanabilmesidir. Buna karşılık protokolün eksik veya çelişkili hazırlanması, ileride özellikle nafaka ve mal paylaşımı konularında yeni uyuşmazlıklara yol açabilir. Bu nedenle protokol metninin tüm sonuçları açık ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde düzenlemesi önem taşır.
Çekişmeli boşanma ise tarafların boşanma iradesinde veya sonuçlarında anlaşamadığı hâllerde söz konusudur. Bu davalarda boşanma sebebinin ispatı ve delillerin değerlendirilmesi yargılamanın merkezindedir. Türk Medeni Kanunu boşanma sebeplerini genel ve özel olmak üzere ikiye ayırır:
Genel sebep — evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166/1-2): Ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılan evliliklerde başvurulan en yaygın sebeptir.
Zina (TMK m. 161): Eşlerden birinin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranması.
Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (TMK m. 162).
Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (TMK m. 163).
Terk (TMK m. 164): Eşin, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek için ortak konutu terk etmesi.
Akıl hastalığı (TMK m. 165).
Çekişmeli süreç; dilekçeler aşaması, ön inceleme, tahkikat (delil toplama, tanık dinleme, gerektiğinde bilirkişi incelemesi) ve hüküm aşamalarından oluştuğu için anlaşmalı boşanmaya göre belirgin biçimde daha uzun sürer. Bu davalarda kusur durumunun belirlenmesi yalnızca boşanmaya değil; tazminat ve nafaka taleplerinin sonucuna da etki eder.
İki yolun ayrıntılı karşılaştırması, protokolün nasıl hazırlandığı ve yargılamanın işleyişi için anlaşmalı boşanma süreci ve çekişmeli boşanma başlıklı yazılar incelenebilir.
Boşanma Davasında Gerekli Belgeler
Boşanma davası, mahkemeye sunulan bir dava dilekçesiyle açılır. Dilekçede tarafların kimlik ve adres bilgileri, talep edilen hususlar (boşanma, nafaka, velayet, tazminat gibi) ve bu taleplerin dayandığı vakıalar ile deliller yer alır. HMK uyarınca, dayanılan vakıaların hangi delillerle ispat edileceğinin dilekçede gösterilmesi gerekir. Dilekçeye eklenecek belgeler davanın türüne göre değişmekle birlikte, genel olarak aşağıdaki belgeler hazırlanır:
Nüfus kayıt örneği: Tarafların ve varsa müşterek çocukların kayıtlı olduğu güncel nüfus bilgileri. Bu kayıt, mahkemece resmi sistemler üzerinden de temin edilebilir.
Evlilik bilgileri: Evliliğin tarihini ve süresini gösteren kayıtlar. Özellikle anlaşmalı boşanmada bir yıllık sürenin dolduğunun anlaşılması açısından önemlidir.
Deliller: Özellikle çekişmeli davalarda boşanma sebebini destekleyen tanık beyanları, yazışmalar, fotoğraflar, raporlar gibi hukuka uygun yollarla elde edilmiş deliller. Hukuka aykırı yolla (örneğin özel hayatın gizliliğini ihlal ederek) elde edilen delillerin mahkemece dikkate alınmama riski bulunduğundan, delil toplarken hukuki sınırlara dikkat edilmelidir. Delillerin dava dilekçesinde gösterilmesi usul açısından önemlidir.
Mali duruma ilişkin belgeler: Nafaka ve tazminat taleplerinin değerlendirilmesinde tarafların gelir ve malvarlığı durumunu gösteren belgeler (gelir kayıtları, taşınmaz ve araç kayıtları, banka bilgileri gibi) dikkate alınır.
Anlaşmalı boşanmada protokol: Boşanmanın tüm mali sonuçları ve çocuklara ilişkin düzenlemeleri içeren, taraflarca imzalanmış boşanma protokolü.
Vekâletname: Taraf kendisini bir avukatla temsil ettirecekse düzenlenen vekâletname.
Belgelerin eksiksiz ve doğru hazırlanması, sürecin gereksiz yere uzamasını önler. HMK'da delillerin belirli süreler içinde sunulmasına ilişkin kurallar bulunduğundan, delillerin zamanında ve usulüne uygun biçimde dosyaya kazandırılması gerekir. Hangi delillerin geçerli olduğu ve nasıl sunulacağı dava türüne göre farklılık gösterdiğinden bu konuda dikkatli olunması yararlıdır.
Boşanma Davasının Aşamaları
Çekişmeli bir boşanma davası, yazılı yargılama usulüne tabidir ve belirli aşamalardan geçer. Bu aşamaları genel hatlarıyla bilmek, sürecin ne kadar süreceği ve hangi adımda hangi işlemlerin yapılacağı konusunda fikir verir:
Dilekçeler aşaması: Davacının dava dilekçesi, davalının cevap dilekçesi ve ardından cevaba cevap ile ikinci cevap dilekçelerinin karşılıklı verildiği aşamadır.
Ön inceleme: Mahkemenin dava şartlarını ve ilk itirazları incelediği, uyuşmazlık konularını tespit ettiği ve tarafları sulhe teşvik ettiği aşamadır.
Tahkikat: Tanıkların dinlendiği, delillerin toplanıp değerlendirildiği, gerektiğinde bilirkişi raporu alındığı ve çocuk varsa uzman görüşüne başvurulabildiği aşamadır.
Sözlü yargılama ve hüküm: Tarafların son beyanlarını sunmasının ardından mahkemenin kararını açıkladığı aşamadır.
Anlaşmalı boşanmada ise bu aşamalar büyük ölçüde sadeleşir; taraflar uzlaştığı için yargılama çoğunlukla tek bir duruşmada tamamlanabilir. Her iki halde de verilen kararın hukuki sonuç doğurması için kesinleşmesi gerekir.
Nafaka (Özet)
Nafaka, boşanma sürecinin en çok merak edilen konularından biridir. Türk hukukunda boşanmayla bağlantılı olarak başlıca üç tür nafaka söz konusudur:
Tedbir nafakası (TMK m. 169): Dava devam ederken, ihtiyaç duyan eş veya çocuklar için geçici olarak hükmedilen nafakadır. Hâkim, dava süresince eşlerin ve çocukların geçimini sağlamak amacıyla gerekli geçici önlemleri kendiliğinden de alabilir. Bu nafaka, kural olarak dava açıldığı tarihten kararın kesinleşmesine kadar geçerli olmak üzere belirlenir.
Yoksulluk nafakası (TMK m. 175): Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan tarafa, boşanmada daha ağır kusurlu olmamak koşuluyla bağlanabilen nafakadır. Talep eden tarafın kusuru diğer taraftan daha ağırsa bu nafakaya hükmedilmez. Yoksulluk nafakası, koşulları varsa süresiz olarak bağlanabilir; ancak alan tarafın yeniden evlenmesi veya tarafların durumunda esaslı değişiklik olması gibi hâllerde kaldırılması ya da değiştirilmesi gündeme gelebilir. Bununla birlikte mahkemeler, nafaka yükümlüsünün koşullarını ve hakkaniyet ilkesini gözeterek nafakayı belirli bir süreyle sınırlı tutabilmekte; yoksulluk nafakasının süresi konusunda yargısal içtihat ve mevzuat tartışmaları sürmektedir.
İştirak nafakası (TMK m. 182/2): Velayet kendisine verilmeyen ebeveynin, çocuğun bakım, eğitim ve yetiştirilme giderlerine mali gücü oranında katkısıdır. Çocuğun yararına olduğundan, çocuk reşit olana kadar (eğitimi devam ediyorsa belirli koşullarla sonrasında da) gündeme gelebilir.
Nafaka tutarları belirli bir tarifeye göre değil; nafaka isteyenin ihtiyacı, nafaka yükümlüsünün gelir ve ödeme gücü ile hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirilerek hâkim tarafından takdir edilir. Bu nedenle her dosyada nafakanın bağlanıp bağlanmayacağı ve tutarı, somut koşullara göre değişir. Belirlenen nafaka, sonraki yıllarda tarafların ekonomik durumundaki değişikliklere göre artırılması veya azaltılması için ayrıca dava açılabilen, dinamik bir alacaktır. Nafaka türlerinin şartları ve tutarın hangi ölçütlere göre belirlendiği hakkında ayrıntılı bilgi için nafaka türleri ve belirlenmesi başlıklı yazıya bakılabilir.
Velayet (Özet)
Müşterek çocuk bulunan boşanmalarda, çocuğun velayetinin hangi ebeveynde kalacağı mahkemece karara bağlanır. Bu kararda belirleyici ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Hâkim; çocuğun yaşını, fiziksel ve psikolojik ihtiyaçlarını, ebeveynlerin çocuğa sunabileceği yaşam koşullarını ve ebeveyn-çocuk ilişkisini bütüncül biçimde değerlendirir. Bu değerlendirmede ebeveynlerin ekonomik gücünden çok, çocuğa sağlıklı bir gelişim ortamı sunabilme kapasitesi öne çıkar; çünkü ekonomik katkı, iştirak nafakası kurumuyla ayrıca dengelenir.
Velayetin belirlenmesinde mahkemeler, çocuğun yaşına bağlı olarak farklı yaklaşımlar sergileyebilir ve gerektiğinde sosyal hizmet uzmanı, pedagog veya psikolog gibi uzmanlardan görüş alabilir. İdrak çağındaki çocukların görüşünün, yaşları ve olgunlukları ölçüsünde dikkate alınması da çocuğun üstün yararı ilkesinin bir gereğidir.
Velayet kendisine verilmeyen ebeveyn ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına da karar verilir; böylece çocuğun her iki ebeveyniyle bağını sürdürmesi amaçlanır. Velayete ilişkin kararlar, çocuğun yararı gerektirdiğinde sonradan değiştirilebilir niteliktedir; tarafların koşullarında esaslı değişiklik olması hâlinde velayetin yeniden düzenlenmesi talep edilebilir. Velayetin nasıl belirlendiği, sürecin değerlendirilmesinde dikkate alınan unsurlar ve şartların değişmesi hâlinde velayetin yeniden düzenlenmesi konusunda ayrıntılar için velayetin belirlenmesi başlıklı yazı incelenebilir.
Mal Paylaşımı (Özet)
Türk hukukunda 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Kanunu ile birlikte, aksi kararlaştırılmadıkça geçerli olan yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimidir. Bu rejimde, eşlerin evlilik birliği içinde karşılığını vererek edindiği mallar (örneğin çalışmanın getirileri ve bunların yerine geçen değerler) kural olarak tasfiye sırasında paylaşıma konu olur; her eşin kişisel malları ise paylaşım dışında kalır. 2002 öncesinde edinilen mallar bakımından paylaşım eski mal ayrılığı rejimi çerçevesinde değerlendirilebileceğinden, uzun süreli evliliklerde tasfiye hesabı daha karmaşık bir yapı kazanabilir.
Kişisel mal kapsamında genel olarak; eşlerden birine miras yoluyla veya karşılıksız kazanma yoluyla gelen değerler, evlenmeden önce sahip olunan mallar ve manevi tazminat alacakları gibi değerler kabul edilir. Edinilmiş mallar ise tasfiyede kural olarak yarı yarıya bölünmez; bunun yerine her eşin diğerinin edinilmiş malları üzerinde bir katılma alacağı doğar. Ayrıca eşin diğer eşin malına yaptığı katkı söz konusuysa değer artış payı talebi de gündeme gelebilir.
Önemli bir nokta, mal paylaşımının boşanma kararından ayrı bir konu olmasıdır. Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin talepler, boşanma davasıyla birlikte değil, çoğunlukla boşanmanın kesinleşmesinin ardından açılan ayrı bir tasfiye davasıyla ileri sürülür. Hangi malların edinilmiş, hangilerinin kişisel mal sayıldığı; katılma alacağının ve değer artış payının nasıl hesaplandığı teknik bir incelemeyi ve çoğu kez bilirkişi değerlendirmesini gerektirir. Bu konunun ayrıntıları için mal paylaşımı başlıklı yazıya bakılabilir.
Maddi ve Manevi Tazminat (Özet)
Boşanmanın mali sonuçları nafaka ve mal paylaşımından ibaret değildir; koşulları varsa maddi ve manevi tazminat da gündeme gelir. Bu talepler TMK m. 174 ile düzenlenmiştir ve nafakadan farklı amaçlara hizmet eder.
Maddi tazminat: Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen ve boşanmada kusuru daha ağır olmayan tarafa, kusurlu taraftan uygun bir tazminat talep etme imkânı tanır.
Manevi tazminat: Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu taraftan manevi tazminat isteyebilmesidir.
Her iki tazminat türünde de talep eden tarafın kusur durumu belirleyicidir; bu nedenle çekişmeli davalarda kusurun ispatı yalnızca boşanmayı değil, tazminat sonucunu da etkiler. Tazminat tutarı, tarafların ekonomik durumu ve olayın özellikleri dikkate alınarak hakkaniyete uygun biçimde belirlenir.
Aile İçi Şiddet ve Koruma (Özet)
Boşanma sürecine bazen aile içi şiddet veya şiddet tehlikesi de eşlik edebilir. Böyle durumlarda 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbirlere başvurulabilir. Bu kanun, boşanma davasından bağımsız olarak da koruma sağlamaya elverişlidir; yani koruma talebi için mutlaka boşanma davası açılmış olması gerekmez.
Kanun kapsamındaki tedbirler genel olarak ikiye ayrılır. Önleyici tedbirler şiddet uygulayana yöneliktir: şiddeti uygulayan kişinin ortak konuttan uzaklaştırılması, korunan kişiye ve onun bulunduğu konut, okul ve işyeri gibi yerlere yaklaşmaması, korunan kişiyi iletişim araçlarıyla rahatsız etmemesi gibi. Koruyucu tedbirler ise korunan kişiye yöneliktir: uygun barınma yeri sağlanması, geçici maddi yardım ve gerekli hâllerde kimlik ve adres bilgilerinin gizlenmesi gibi. Tedbirlere mülki amir veya hâkim tarafından, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde ise kolluk amiri tarafından karar verilebilmesi, korumanın hızlı biçimde devreye girmesini amaçlar.
Koruma kararlarının belirli bir süre için verildiği ve koşullar devam ediyorsa uzatılabileceği unutulmamalıdır. Koruma kararlarının kapsamı, nasıl talep edildiği ve karara aykırı davranılması hâlinde uygulanacak yaptırımlar konusunda ayrıntılı bilgi için 6284 sayılı kanun ve koruma kararları başlıklı yazı incelenebilir.
Boşanma Sonrası İşlemler
Boşanma kararının verilmesi sürecin sonu değildir; kararın kesinleşmesinin ardından bir dizi idari işlemin yapılması gerekir. Boşanma, ancak karar kesinleştikten sonra hukuki sonuç doğurur. Bir mahkeme kararı, kanun yolu süreleri geçtikten ya da kanun yoluna başvurulup karar onandıktan sonra kesinleşir. Kesinleşen boşanma kararı, mahkeme tarafından nüfus kayıtlarına işlenmek üzere ilgili nüfus müdürlüğüne bildirilir.
Kararın kesinleşmesinden sonra ilgili olabilecek başlıca işlemler şunlardır:
Nüfus kaydının güncellenmesi: Medeni durumun nüfus kayıtlarına yansıtılması. Kadın, boşanmayla birlikte kural olarak evlenmeden önceki soyadını yeniden alır; belirli koşullarda evlilik soyadını kullanmaya devam etme talebi de söz konusu olabilir.
Kurum kayıtlarının güncellenmesi: SGK, bankalar, sigorta şirketleri, vergi dairesi ve benzeri kurumlardaki kişisel durum, sağlık güvencesi ve lehtar bilgilerinin yenilenmesi. Eşin sağlık güvencesinden yararlanma gibi evliliğe bağlı haklar, boşanmayla birlikte sona erebilir.
Tapu ve malvarlığı devirleri: Mal paylaşımı veya anlaşmalı boşanma protokolü gereği yapılması gereken taşınmaz, araç ve diğer malvarlığı devir işlemlerinin tamamlanması.
Velayet ve nafakaya ilişkin uygulama: Kararda yer alan velayet, kişisel ilişki ve nafaka düzenlemelerinin fiilen hayata geçirilmesi; nafakanın ödenmemesi hâlinde icra yoluna başvurulabilmesi.
Bu işlemlerin zamanında yapılması, ileride doğabilecek hak kayıplarının ve uyuşmazlıkların önüne geçer. Özellikle malvarlığı devirleri ve kurum kayıtlarının güncellenmesi ihmal edildiğinde, kişiler beklemedikleri hukuki ve mali sonuçlarla karşılaşabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Boşanma davası ne kadar sürer?
Sürenin tek bir cevabı yoktur; davanın türü belirleyicidir. Anlaşmalı boşanmalarda taraflar her konuda uzlaştığı ve protokol hazır olduğu için dava genellikle tek duruşmada sonuçlanabilir. Çekişmeli boşanmalarda ise delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi gibi aşamalar nedeniyle süreç önemli ölçüde uzayabilir. Mahkemenin iş yükü ve dosyanın özellikleri de süreyi etkiler.
Anlaşmalı boşanmanın şartları nelerdir?
TMK m. 166/3 uyarınca anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin birlikte başvurması ya da birinin açtığı davayı diğerinin kabul etmesi gerekir. Ayrıca hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumunu düzenleyen protokolü uygun bulması şarttır.
Boşanmada nafaka herkese bağlanır mı?
Hayır. Nafaka kendiliğinden veya herkese bağlanan bir hak değildir. Her nafaka türünün kendine özgü şartları vardır. Örneğin yoksulluk nafakası için talep eden tarafın boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olması ve boşanmada daha ağır kusurlu olmaması aranır. Buna karşılık tedbir nafakası, dava süresince geçici olarak ve tarafın ihtiyacı ölçüsünde belirlenebilen bir nafaka türüdür. Nafaka tutarı da tarafların ihtiyaç ve gelir durumu ile hakkaniyet ilkesi dikkate alınarak hâkim tarafından belirlenir.
Erzurum'da boşanma davası hangi mahkemede açılır?
Boşanma davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Erzurum'da bu davalar Erzurum Adliyesi bünyesindeki aile mahkemelerinde görülür. Yetki bakımından ise TMK m. 168 uyarınca eşlerden birinin yerleşim yeri ya da eşlerin davadan önce son altı aydır birlikte oturdukları yer mahkemesi yetkilidir.
Boşanma süreci; yetki ve görev kurallarından nafaka, velayet ve mal paylaşımına kadar birbiriyle bağlantılı pek çok konuyu kapsayan, ayrıntı gerektiren bir alandır. Bu rehber genel bir bilgilendirme sunmakta olup somut durumlara ilişkin değerlendirmeler her olayın kendi koşullarına göre farklılık gösterir. Mevcut bir nafakanın güncel tutarının değerlendirilmesinde yararlanılabilecek nafaka artış hesaplama aracı gibi araçlar da bilgilenme amacıyla kullanılabilir.
