Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma davası ve mal rejimine etkisi
Bu yazımızda hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma davasını ve mal rejimi bakımından sonuçlarını ele alacağız.

1. TÜRK HUKUKUNDA BOŞANMA KAVRAMI
Boşanma, Türk hukukunda yasalarca öngörülmüş olan tüm şartları sağlayıp bir araya gelmiş karşı cinsten iki insanın oluşturduğu evlilik adlı kurumu yine Türk hukukunda bulunan yasal dayanaklar ile mahkeme huzurunda sona erdirmesi işlemidir.
2. BOŞANMA SEBEPLERİ
Boşanma sebepleri, Türk hukukunda Türk Medeni Kanunu'nda "Boşanma" başlığı altında tahdidi olarak sayılmıştır. Bu sebepler şu şekilde sıralanmaktadır:
Zina
Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış
Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme
Terk
Akıl hastalığı
Evlilik birliğinin sarsılması
3. ZİNA (TMK 161)
Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesinde eşlerden birinin zina etmesi halince diğer eşin boşanma davası açabileceği hükmü bulunmaktadır. Her türlü sadakatsizlik yahut flört zina olarak kabul edilmemektedir. Yargıtay, zinayı net bir şekilde “Eşlerden birinin evlilik birliği devam ederken başka bir kişiyle cinsel ilişkiye girmesi” olarak tanımlar. Anlaşılacağı üzere ilişkinin zina olarak nitelendirilmesi için evlilik birliği içinde gerçekleşmesi ve cinsel ilişki bulunması gerekmektedir. Farklı bir Yargıtay kararında ise ilişkiye girilen kişinin karşı cinsten olması gerekmekte olduğu belirtilmiştir. Aynı cinsten olanlar arasında gerçekleşmesi somut olaya göre haysiyetsiz hayat sürme veya sadakat yükümlülüğünün ihlali olarak nitelendirilebilir. Zina, mutlak boşanma sebepleri arasında yer almaktadır.
3. HAYATA KAST, PEK KÖTÜ VEYA ONUR KIRICI DAVRANIŞ (TBK m.162)
Yazımızın da temelini oluşturan bu boşanma sebebi TMK m.162'de düzenlenmektedir. Anılan hüküm, mutlak boşanma sebepleri arasında yer almaktadır. Hükmün 1. fıkrasında "Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir." lafzı yer almaktadır. Buna göre eşlerden birinin diğer eşin hayatına kast etmesi yahut pek kötü veya onur kırıcı davranışta bulması boşanma için makul bir neden olarak görülmüştür. Bu hükmü detaylıca ele almak için evvelce "hayata kast", sonrasında da "pek kötü ve onur kırıcı davranış" kavramları üzerinde durmak gerekir.
Hayata kast; Hukuki terminolojide bu kavram, elverişli bir vasıta ile yahut herhangi bir vasıta olmaksızın eşlerden birinin diğerini öldürme kastıyla hareket etmiş olması anlamına gelmektedir. Söz konusu fiilin gerçekleşmesi için ölüm veya yaralama gerçekleşmesine gerek bulunmamakta, teşebbüs aşamasında kalmış olması dahi hayata kast için yeterli görülmektedir.
Pek kötü veya onur kırıcı davranış; Bir eşin diğerinin vücut bütünlüğüne veya sağlığına karşı gerçekleştirdiği her türlü saldırıyı ifade eder. Hayata kasttan farklı olarak amaç, diğer eşin hayatını sona erdirecek nitelikte fiilerde bulunmayıp yalnızca ona zarar vermektir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay ilgili hukuk dairelerinin içtihatlarında bu kavram; eşe uygulanan fiziksel şiddet, onu dövmek, odaya kilitlemek, aç ve susuz bırakmak, tedavi olmasını engellemek, hastalık veya zor zamanlarında onu çaresiz bırakmak gibi zulüm ve işkence boyutuna ulaşan eylemler olarak tanımlanmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 20.06.2019 T. 2017/2-2420 E. 2019/750 K.
...Görüldüğü üzere, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranışın gerçekleşmesi ile hâkim tarafından evlilik birliğinin çekilmez hâle gelip gelmediği şartını araştırmaya gerek kalmaksızın, boşanma kararı verilebilecektir. Başka bir deyişle TMK'nın 162. maddesi mutlak bir boşanma sebebi olup bu maddenin üç ayrı boşanma sebebi saydığı söylenebilir.
Şöyle ki, madde metninde geçen "hayata kast" ifadesi ile eşini öldürme girişiminde bulunmak, onu intihara zorlamak gibi eşlerden biri tarafından diğerinin hayatına karşı yapılmış acı sonuç doğuran davranışlar kastedilmektedir (Akıntürk/Ateş, s. 249; Dural, M./Öğüz, T./Gümüş, M.A: Türk Özel Hukuku, Cilt III, Aile Hukuku, Şubat 2019, s.110)
"Pek kötü davranış"; eşlerden birinin diğerine uyguladığı, vücut bütünlüğünü, bedensel veya ruhsal sağlığını bozucu ya da tehlikeye düşürücü davranışlardır. Dövme ve fiziksel şiddet uygulama, evden kovma, aç bırakma, anormal cinsel ilişkiye zorlama gibi davranışlar pek kötü davranışa örnek olarak gösterilebilir. İşlenen fiilin devamlılık arzetmesi zorunlu olmamakla birlikte pek kötü davranış eyleminin zülüm ve işkence boyutunda olması gerekmektedir (Gençcan, s.184)...
4. HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRELER (TBK m.162/2 - TBK m.161/2)
Anılan hükmün 2. fıkrasında "Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer." ibaresi yer almaktadır. İşbu hükümden de anlaşılacağı üzere hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebiyle boşanma davası açmak bazı hak düşürücü sürelere bağlanmıştır. Bu sürelerden ilki, yukarıda ayrı başlılar altında izah edilen boşanmaya sebep olan fiilin/fiilerin öğrenildiği tarihten başlayarak davanın açılması gereken süreyi ifade etmektedir. Bu fiilin öğrenildiği tarihten başlayarak 6 ay içinde boşanma davası açılmaması halinde aynı sebebe dayanılarak boşanma davası açılamamakta, dava hakkı kayba uğramaktadır. Bir diğer süre ise sebebin gerçekleştiği tarih itibarıyla başlayan 5 yıllık hak düşürücü süredir. Anlatılmak istenen odur ki, fiilin öğrenildiği tarihten başlayarak 6 ay içinde bu sebebe dayanılarak boşanma davası açılması gerekmektedir. Her halde bu müddet, daha sonra öğrenmiş olsanız bile 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde herhangi bir zamanda kullanılabilmektedir. Ne var ki boşanma sebebini 5 yıllık hak düşürücü süreden sonra öğrenmiş olmayasınız.
5. AFFETMENİN SONUÇLARI (TBK m.162/3 - TBK m.161/3)
4721 Sayılı Türk Medenin Kanunu'nda yer alan "Affeden tarafın dava hakkı yoktur." ibaresi, boşanma sebebine neden olan eylemin, bu eyleme maruz kalan eş tarafından affedilmesi halinde aynı sebebe dayanılarak boşanma davası açamayacağını ifade etmektedir. Affın varlığının tespiti için mağdur eşin açıkça affettiğini kayıtsız ve şartız olarak yöneltmesi veya affın gerçekleştiğini hal ve/veya tavırlarıyla şüpheye mahal vermeyecek biçimde ortaya koyması gerekmektedir. Ne var ki bahsolunan fiil sebebiyle ceza yargılamasında şikayetten vazgeçilmiş olması af anlamına gelmemektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 07.03.2016 T. 2015/14215 E. 2016/4389 K.
..pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebiyle boşanmaya karar verilebilmesi için, her türlü kötü veya onur kırıcı davranış değil, ağır derecede pek kötü veya onur kırıcı davranışın gerçekleşmesi gerekir. Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, davalı erkeğin başka bir kadınla duygusal içerikte mesajlaşmak suretiyle güven sarsıcı davranışlar sergilediği, eşine karşı ilgisiz davrandığı, birlik görevlerini yerine getirmediği ve ''sen ne işe yararsın diyerek'' eşini aşağıladığı anlaşılmaktadır. Davalı erkeğe kusur olarak yüklenen eşine yönelik fiziksel şiddet fiilinin 2012 yılı Mayıs ayında gerçekleştiği ve sonrasında evlilik birliğinin uzunca bir süre daha devam ettiği anlaşılmakta olup, kadının bu olayı affettiği, en azından hoşgörü ile karşıladığı kabul edilmelidir...
6. ZİNA VEYA HAYATA KAST NEDENİYLE BOŞANMANIN MAL REJİMİNE ETKİSİ (TMK m.236/2)
Eğer eşler, aralarında mal rejimi seçimi yapmamışlar ise yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi uygulama alanı bulacaktır. Edinilmiş mallara katılma rejiminde eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktara artık değer adı verilmektedir. Her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar. Ancak TMK’nın 236/2. maddesi bu konuda hakime geniş bir takdir yetkisi tanımaktadır. Hükme göre; "Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.". Bu düzenleme temelini hakkaniyet ilkesinden almakta, hükmün temelini oluşturan vakıaların zina ve hayata kast olguları olduğu anlaşılmaktadır. Hakim, tanınan bu yetkiyi karşısına gelen somut olaya göre kullanmakta ve bu bağlamda hüküm vermektedir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 01.04.2019 T. 2019/552 E. 2019/3464 K.
...TMK'nin 236/2 maddesine göre zina ve hayata kast nedeniyle boşanma halinde hakimin kusurlu eşin katılma alacağının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebileceği hükmüne dayanarak davacının, davalıyı dolandırması sebebiyle ceza davası olduğu, evlilik birliği içinde sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı, iyi niyetle hareket etmediği, bu nedenle davacının dava konusu edilen taşınmazda herhangi bir katılma alacağını haketmediği gerekçesiyle, davanın reddine...
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 18.11.2013 T. 2013/5044 E. 2013/16861 K.
"..Anılan maddede; zina (TMK'nun 161.m.) veya hayata kast (TMK'nun 162.m.) nedeniyle boşanma halinde hakim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebileceği açıklanmıştır. Bu açıklamalara göre, madde hükmü ancak, boşanmanın zina ve / veya hayata kast nedenlerinden dolayı açılması ve boşanmaya hükmedilmesi halinde uygulanabilmesi mümkün olacaktır...
